Dünyanın en tatlı mahallesinde her hafta bir sofra kurulur. Neşesiyle, zevkiyle, derdiyle ve de kahkahasıyla herkes nasibine düşeni yer. Burası Halil İbrahim Sofrası'dır.

  Yıllarca çalışıp didinen Berber Ali, büyük oğlu Münir'i yanına çırak alıp mesleğini ona öğretmiş, oğlunun koluna altın bileziğini takmıştır. Ortağı Nuri ile işlettikleri dükkân, üç çocuğunu bugünlere getirecek kadar iş yapmaktadır çok şükür. Berber Ali bir süredir yeni açılacak iş merkezindeki dükkânlardan birini kiralayıp ortağı Nuri ile birlikte işleri büyütmeyi planlamaktadır. Yıllardan beri ayakta makas sallamaktan yorulan Ali, hem Münir’e biraz sorumluluk vermek hem de kendisi biraz dinlenmek için bu planı yapmış ve ortağı Nuri’ye fikrini açmıştır. Fakat Nuri normalde üstüne atlayacağı bu fikre nedense yanaşmamış; Ali’nin ısrarlarını her seferinde geri çevirmiş, onu oyalamıştır. Ali, eski ahbabı olan belediye başkanının da yardımıyla dükkânı kiralama aşamasına gelmiştir. Belediye başkanının yanına gittiğinde aslında Nuri’nin o dükkanı çoktan kiraladığını ve bunu kendisinden sakladığını öğrenir. Ali’yi asıl dükkanla alakalı hayallerinin suya düşmesi değil kardeşi diye bildiği ortağından yediği kazık üzmüştür.
 
1. Bölüm 21. Bölüm
2. Bölüm 22. Bölüm
3. Bölüm 23. Bölüm
4. Bölüm 24. Bölüm
5. Bölüm 25. Bölüm
6. Bölüm 26. Bölüm
7. Bölüm 27. Bölüm
8. Bölüm 28. Bölüm
9. Bölüm 29. Bölüm
10. Bölüm 30. Bölüm
11. Bölüm 31. Bölüm
12. Bölüm 32. Bölüm
13. Bölüm 33. Bölüm
14. Bölüm 34. Bölüm
15. Bölüm 35. Bölüm
16. Bölüm 36. Bölüm
17. Bölüm 37. Bölüm
18. Bölüm 38. Bölüm
19. Bölüm 39. Bölüm
20. Bölüm